![]()
![]()

Bugün güne damgasını vuran sözlerden biri olmasa da bu, aslında konuştuğumuz birçok konuda bizi susturmaya yetti. Belki biraz da konunun sonuna gelmiş olabiliriz. Fakat ne denebilir ki, bu söze karşılık, herşey boş.
Herşey boş derken kastedilen ne peki? Şimdi perdeyi havalandırarak içeri giren serin rüzgar, acılarımı serinletmiyorsa acılarım yalan mı? Ya rüzgar, ya tül perde? Ya şu muhayyer kürdi semai?
Dünyada ölümden başkası yalan.Yalan üzerine bina edilmiş ve sönmeye, hiç olmaya yani ki doğru/gerçek karşısında yok olmaya mahkum bir hayat mı bizim hayatımız, acılarımız, sevgilerimiz.. Bu hiç de kabul edilebilir bir durum değil. O halde neden yaşasın ki insan..
Fakat belki de herşeye katmakla, onları yalan yani geçici kılan havadan kurtaracak bir iksir kullanmalı insan. Una ve suya maya olacak bir iksir. Yoksa karnımız doymayacak, un tozacak, su bulandıracak gibi.
Peki nedir o iksir?
(cumaya gitti gelecek. ha bugün pazartesi mi?)
Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

-kendine acıma!
(hı? kendime acıyor muyum? nasıl olur ki insanın kendine acıması? kendini küçük, aciz, zavallı, kaçarken ayağı yere takılıp düşen çaresiz, kapana kısılmış fare... gibi hissetmek midir? belki bunların hepsi vebiraz daha fazlası insanın kendine acıması. acımakta, kendi kendine acımakta, biraz da işe yaramazlık ve çokça ümitsizlik hali var. ve ümitsizlik, yeis içine düşmek, gerçekten de acınası bir hal. ümit etmek güzel şey. ki ancak kafirler ümit keserse... kendine acımak iyi birşey değil.)
-tamam!
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Adam beni, hazırlanmam için stüdyoda tek başıma bıraktığı zaman, aynanın karşısına geçtim ve gözüm hızlanmış kalp atışlarıma takıldı. Sonra sık sık nefesim geçmeye başladı aynanın önünden. Resmen heyecanlanıyordum işte.
En son sizi heyecanlandıran şey nedir? Önemli, büyük, adrenalin seviyesi yüksek bir şey mi? Yok yahu, vesikalık çektirirken heyecanlandım en son. Hem de epey yani. Vay be, demek öyle. Tabi canım, ne gerek var ayağına ip dolayıp köprülerden atlamaya. En yakın stüdyoya gidip vesikalık fotoğraf çektirin. Kibar bir adam size şöyle desin:
Şimdi içten, sıcak, güzel bir gülümseme istiyorum.
Eyvah, tekmili dişlerle beraber mi görüneceğim vesikalıkta? Yok canım, kahkaha demedi ki. El yordamıyla ararken rastladığım ilk gülümsemeyi uzattım adama. Camekanda sergilenmeyecek kadar az bir gülümseme bu. Olsun, kafi. Dur şimdi. Ben de senin fotoğrafını çekeyim. Ama sen gülme.
Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

yaz geldi, yağmurlar geldi, yolculuklar biraz daha belirginleşti benim için. hayat zaten bir yolculuk. küçük yolculuklar ve biraz daha büyükleriyle birlikte ilerlediğimiz bir güzergah. yol, yolculuk, yolda olmak, varılacak yer vs. üzerinde ne çok şey söylenmiş aslında.
benim bugünkü yolculuğumdan kalan en belirgin şey, arabaların vızır vızır geçtiği bir yol kenarında beklemeyi hiç sevmeyişim sanırım. bir de orada öylece beklerken yüksek sesle şarkı söyleyebileceğiniz. kimse sizi duymuyor.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
uzun yıllar önceydi
ekmeğimi pişirmek için
fırını kızdırmıştım ki sen geldin
eğlenseydin
ekmeğimi seninle bölüşecektim
hep bölüşecektim
Allah seni yolunda yolcu yapsın
al bu gürgen sopasını
değneğin olsun deyip
yolculamıştım seni
hasan aycın, esrarname, sf. 59
ekmeği bölüşmek... ekmeği bölüşmek için beklemek... bildin mi hayat nedir?
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı